Sevgiler Bizden

Uyuyamıyorum, hayatımda belki de ilk defa uyuyamıyorum. Rahatlatmıyor hiçbir şey beni; ne bir düşünce, ne bir insan yada herhangi bir şey. Elinden oyuncağı alınmış bir çocuk gibiyim, bir çocuğun istemsizce verdiği tepkileri veriyorum bende. Tek farkımız onun istediklerini alabilmesi, benimse ellerimin boş kalması. Bilmiyorum, nerede hata yaptığımı bilmiyorum. İnsan nerede hata yaptığını bilmeden onu düzeltebilir mi? Mümkün mü ki her şeyi doğru yaparken yanlış sonuçlar elde etmek? Devam edemiyorum hayatın benim için planladıkları ile yürümeye. Çırpındıkça dibe batıyorum, bağırdıkça sesim boğuluyor “iyi değilim” derken bile “iyi” kısmını duyurabiliyorum ancak.

İnanması zor geliyor, nasıl devam edebiliyor insanlar hayatlarına? Nasıl böylesine mutlu olmayı başarıyorlar? Şaşılır şey doğrusu, birazda imrenmiyor değilim hani. Keşke diyorum hani, hani bende kendimi kandırabilseydim, bende unutabilseydim, en ufak detayına kadar hatırlamasaydım da belki o zaman, o zaman mutluluk dedikleri perdenin arkasında bende oyunumu sergileyebilirdim.

En zor kısmı çabaların boşa çıkmasıydı bence. Günlerini, aylarını harcıyorsun başarmak için, tek bir cevap yetiyor hepsini yerle bir etmeye. “Sizi programa kabul edemeyiz.” ,”Yapabileceğimiz bir şey yok.” , “Bir sonraki yıl tekrar deneyiniz.” Ne kadar kolay değil mi? İnsan hayatı ölümsüzmüş gibi, hayalleri gerçekleştirmeye yıllar yılı uzaklaştırmak ne kadar umarsız.

Tanrı’nın aslında hepimizi sevdiği söylenir. Seviyor bence. En çok gerçeklerin acıttığı da söylenir. Acıtır kuşkusuz. Zira acıtmayan sevgiler nasıl yaşanır hiç bilemedim. O zaman tüm sevgilere…

Reklamlar

Çok bir şey istemiyorum

Çok bir şey istemiyorum aslında, cevaplardan başka. Tek istediğim hayatın umarsız bir şekilde ellerime koyduğu o mutluluğu aynı umarsızlıkla ellerimden neden aldığını öğrenmek istiyorum. Kendi küçük, belki yalanlarla belki de fedakarlıklarla dolu hayatımı yaşarken neden bana dışarıda bir yerlerde benim istediğim hayatın olduğunu gösterdikten sonra buna ulaşmak için şansımı bana vermediğini bilmek istiyorum. Sonucunu bilemediğin, ufacık bir ihtimalin peşinden koşarken biraz olsun umut bağlayabileceğim dileklerimi dilememe bile izin vermemesinin sebebini öğrenmek istiyorum.
Çok bir şey söylemek istemiyorum. Yalnızca “özledim” demek istiyorum. “Çok özledim”.. Sevgi yada aşk kelimesinin üstünde bir kelime/ bir duygu var mıdır? “Beni yeniden hayatta hissettirmiştin, şimdi kilometrelerce uzağımdasın. Ne olmasını umuyorsun?” demek istiyorum. Şunu söylemek istiyorum ki geleceği olamayan, geçmişini olduramayan, gerçeklerle örtülü bir hikayeyi kabullenmek istemiyorum.
Çok bir şey hatırlamak istemiyorum. Hayatımın çizgisini değiştiren anılarımı, yeni beklentiler katan ufacık bir dokunuşu, acımı benimle paylaşan dolu dolu olmuş o gözleri, o sarılmaların içtenliğini, bütün o atışmaları, gülüşleri, mutlulukları, hisleri hatırlamak istemiyorum. Şimdilerde görmezden gelmeye alıştığım, yok saymak zorunda bırakıldığım o günleri anmak istemiyorum.
Çok bir şey istemiyorum, “seni sen yapan şeyleri” istememek istemekten daha az acıtıyorsa, yüzleşmemek aslında yüz yüze gelmekse, ben daha fazla bir şey istemiyorum..

Yürümeye devam ettim bende

   Ümidimiz kalmayınca hepimiz arzularımızla yaşamaya başlarız.. demiş Dante kafalı duygu tanrısı.

  Uyanmak isteyip istemediğime emin olamadığım bir sabaha uyandığım günlerden biriydi. Her zaman ki ritmi bozmayarak mısır gevreğini kemirdikten sonra, müziğimi de alarak okulun yolunu tuttum. Yolda yirmi insan mı yetmiş insan mı gördüm hatırlamıyorum. Kulağımda akıp giden sesler olduğu sürece önemli değildi, ben de yürümeye devam ettim.

  Gün içerisinde sadece konuşmuş olmak için doğan insanlar, hayatta büyük bir yeri olduğunu kanıtlamaya çalışan kişileri dinledim. Baş ağrısı getirmelerinin dışında pek etkileri yoktu benim için, bende yürümeye devam ettim.

  Günün sonunda birer birer yanmaya başlayan ışıklar vardı. Bir sonraki güne yerine getirilesi sorumluluklar için, yapılası çalışmalar vardı. İyi veya kötü olması farketmeksizin ”iyi geçen günün” birilerine anlatılması lazımdı. Klişeliği yıktığını göstermek kolay değil, esasında benim için pekte zor değildi, sonuçta yürümeye devam ettim bende.

   Yeni bir gün, yeni umutlar getirirdi, Herkesin biraz gözyaşı, biraz gülüşleri, biraz soru işaretleri vardı. Yeni bir günde yeni üzüntüler vardı. Yeni mutluluklar yeni bir günde gizliydi. Keşfedilmemiş yollar gelecek yeni günlerde gizliydi. Yeni bir gün herkes için her şey demekti. Yeni günler için bende, yürümeye devam ettim öylece.Görsel

Hiçliği Kurutma Çabaları *5

     Hayatıma yön verebildiğim kadar ben’dim, zamana sığındığım kadar ben diyebilmekten uzak…

Her gecenin sabahına çıktığımda, yepyeni soru işaretlerine yataklık etmeye hazırlanıyordum. Birşeyler söyleyebilmek, herhangi biri olabilmek kadardı. Birilerini görebilmek, maskelerde oluşturulmuş göz boşluklarından bakmaktı. Kimse ben gibi bakmıyordu hayata, dinlemiyordu söylenenleri…
Yıllanmış maskelerin ardından eşlik ediyordum hayata. Herkes biraz kimseydi, hiçkimse biraz herkesleşmişti. Ne zaman vazgeçmiştim ben olmaktan? Maskeleri yüzüme yakıştırdığım an mı? Soyutlanmış engellerden kaçmaya başladığım zaman mı?
Sonsuzluğun kıyılarından yalnızlık dilenmiştim kendimi bulmak için. Yalnızlık ile sonsuzlaştığımı nereden bilebilirdim? Sonsuzluğun rengi siyahtı, yalnızlığın ki mavi… Herkes biraz maviydi, hiçkimse biraz siyah.Her siyahta bir ben, her ‘ben’de biraz herkes… 

Küçük Şeyler

GörselEskilerden kalma şiirimsi diyebileceğim kelimelerin, tozlarını silkmesinin vakti gelmişti bence..

Küçük şeyler büyük hayalleri gerçekleştirirmiş..
Hayallerimizi kurar iken; gerçekleşmesini dilediğimiz küçük şeylere rastladım geçenlerde.
Öyleki;
Artık küçük şeylerin büyük anlamsızlıkları kalmış geriye,
Birde büyük hayallerin, küçük hüzün kırıklıkları…